Cuma Hutbesi

Ashâb-ı Kirâm’ın Fazileti

15 Mayıs 2026

قال الله تعالى: ﴿وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُمْ بِإِحْسَانٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ﴾ [سورة التوبة: ١٠٠]

قال رسول الله ﷺ: ﴿خَيْرُ النَّاسِ قَرْنِي، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ﴾[رواه البخاري و مسلم]

Muhterem Mü’minler,

Bugünkü hutbemiz Ashab-ı Kiram’ın Fazileti hakkındadır.

“İmanlı olarak Rasulüllah (s.a.v.) ile buluşan ve Müslüman olarak vefat eden” kimseye “sahabi” denilir. Bunun çoğulu da “ashab”dır.

Sahabiler, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) arkadaşları, yardımcıları, sırdaşları ve sevgilileridir. Efendimiz sallallahü aleyhi ve selleme tereddütsüz iman etmişler, vefalarını uğrunda canlarını vererek isbat etmişler, aynı hedefe koşmuşlar, aynı duyguyu paylaşmışlar, O’nu her hususta kendilerinden üstün tutmuşlardır.

Kendilerine ta’lim edilen dîn-i mübîn-i İslâm’ı sadece yaşamakla yetinmemişler, onu nesillere aşılamak ve asırlara ulaştırmak için var güçleri ile gayret etmişlerdir. Onları medh-ü senada kelimeler aciz kalır. Zira bizzat Allah (c.c.) onları methetmiştir.

Tevbe Suresi’nin 100. Ayetinde Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.“[1]

Ayet-i kerimede ifade buyrulduğu üzere Ashab-ı Kiram iki kısımdır. Birinci kısım, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) Mekke devrinde iman eden, İslam’ı yaşamak ve yaşatmak uğruna her türlü sıkıntılara katlanan, sonunda da inandıkları dava için mallarını mülklerini Mekke’de bırakıp Medine’ye hicret eden Müslümanlardır. Bunlara MUHACİRLER denir.

İkinci kısım; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) henüz Mekke’de iken iman etmeye başlayıp daha sonra kendi mallarını ve canlarını korudukları gibi Efendimizi de koruyacaklarına söz verip O’nu ve diğer din kardeşlerini Medine’ye davet eden Medine’li Müslümanlardır ki onlara da ENSAR denilir. Bu müstesna insanlar hakikaten sözlerinde durmuşlar, yiyeceklerini, giyeceklerini hatta evlerini Mekke’den gelen kardeşleri ile paylaşmışlardır.

İnsanlık tarihinin o güne kadar şahit olmadığı, ondan sonra da şahit olamayacağı bu müstesna insanlar için Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“İnsanların en hayırlısı benim asrımda (bulunanlar)dır. Sonra onları takip eden, daha sonra da onları takip eden (asırdaki insan)lardır.”[2]

Ashab-ı Kiram’ın en faziletlileri sırasıyla Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali Efendilerimizdir ki bunlar hayatlarında cennetle müjdelenen on sahabinin önde gelenleridir. Cennetle müjdelenen diğer altı sahabi, mertebe bakımından bunlardan sonra gelir. Bedir ve Uhud muharebeleri ile Hudeybiye Musâlehasına iştirak edenler, Mekke'nin Fethi’nde ve Veda Haccında bulunanlar onları takip eder.

Hz. Ömer’den (r.a.) rivayet edilen bir Hadis-i Şerif’de şöyle buyurulur: “Ashabıma hürmet ve tazim ediniz; onlar sizin en hayırlılarınızdır.”[3]

Ashabın tamamını tezkiye eden şu Ayet-i Kerime ne kadar câlib-i dikkattir: “Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir.”[4]

Ashab-ı Kiram’ı sevmek Rasulüllah’ı sevmenin icabı olduğu gibi, Ashaba buğzetmek de Rasulüllah’a buğzetmeye götürür.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ashabı üzerine adeta titremiş ve şöyle buyurmuştur:

“Ashabım hakkında Allah’tan korkun; onları hedef edinmeyin. Onları seven beni sevdiği için sever, onlara buğzeden de bana buğzettiği için buğzeder. Kim onlara eza verirse bana eza vermiş olur. Kim de bana eza verirse Allah’a eza vermiş olur ki, Allah’ın (azabının) onu yakalaması yakındır.”[5]

 

[1] Tevbe Suresi, 100

[2] Buhari, Şehadât, 16, (2652), Müslim, Fezâilu's-Sahâbe, 214, (2533)

[3] El-Münâvî, Keşfü’l-Minhâc, Hadis No 4851

[4] Hadid Suresi, 10

[5] Tirmizi, Menâkıb, 262, (3862)